• |
  • |
 

E. Homeopati nedir?           

E. Homeopati nedir?           

Homeopati...

Homeopati Dr. Hahneman tarafından 200 yıl kadar önce sistematize edilmiş, Avrupa'da ve dünyada yaygın olarak bilinen ve kullanılan değerli bir tamamlayıcı terapi yöntemidir. Yapılan toplumsal araştırmalarda, Almanya ya da Fransa gibi homeopatinin geliştiği ülkelerde kişilerin yarısından fazlasının doktora gitmeden önce homeopatik ilaçları denemekte olduğunu göstermektedir. Dünyadaki yayılımına karşın homeopati kavramı ülkemizde çok fazla bilinmemektedir. Ancak yine de, ülkemizde de doktorlar ya da diğer terapistler için homeopati eğitimlerinin hem üniversiteler hem de homeopati dernekleri vasıtasıyla ardı ardına açılmakta olduğunu görmek sevindiricidir. 

Homeopatiyi; Kişideki sağlık problemini, hasta olmayan (normal) bir kişiye verildiğinde o kişide benzer semptomlar yaratan bir maddeyi kullanarak iyileştirmeye çalışmaktır.  Yöntem kolay anlaşılabilmesi adına "çivi çiviyi söker" olarak da anlatılabilir. Homeopatide X semptomunu yaratan madde yine X semptomunu ortadan kaldırmak amacıyla kullanılır; ancak maddenin kendisi yerine içinde çoğu zaman içinde hiç madde kalmayacak şekilde seyreltilmiş tentürleri olarak. Yan yana 12 sıfırı geçen bir sayıdaki seyreltim sonrasında homeopatik preperatın içinde artık hiç madde kalmamaktadır. Ancak yüksek potanslı (etkili) bir homeopatik remed yaratmak için yan yana 400 sıfırı olan bir sulandırma katsayısını göz önüne getirmenizi tavsiye ederiz. Bu durumda dünyada yaygın olarak kullanılmakta olan bu yöntemin etkisinin maddesel olmadığını ifade etmek zorunda kalırız. Homeopatiyi vücudun o semptoma karşı enerjetik olarak aşılanması-uyarılması olarak açıklamak mümkündür. Homeopati tecrübesi biorezonans tekniğinin gelişimine yol açan temel kavramdır.

Elektronik Homeopati...

Rezonans terapilerinde homeopatik ilacın (ya da aslında tüm maddelerin) bir frekans paternine sahip olduğu bilgisinden yola çıkılır. Terapilerde, maddeye ait bu frekans paterni vücut enerji sistemine müdehale amacıyla kullanılır. Biorezonans kültüründe homeopatik ilacın da etkinliğinin bu frekans paterni ile ilişkili olduğu varsayılır. Bu yüzden de aslında rezonans terapilerinde maddenin homeopatik özelliği kullanılır da denilebilir. Bir yandan da, maddeye ait homeopatik paternin kullanımı yanında, maddeden alınan frekans paterni sıvılar üzerinden geçirilerek elektronik homeopati remedleri hazırlanır ve kişinin kullanımı için kişiye verilir.  Elektronik homeopati kavramı rezonans terapilerinin, biorezonansın ve Quitt terapilerinin ve Mora Terapinin anlaşılmasını kolaylaştırır.

Farklı biorezonans sistemlerinde maddeye ait frekans paterni aynı ses kaydı yapar gibi kaydedilip elektronik ortama taşınabilir ve terapilerde bu frekans paterni kullanılabilir ancak Quitt sisteminde bu tercih edilmez. Çünkü elektronik ortama alınan kayıtların maddenin frekans bilgisinin ancak bir kısmını alabileceği ve elektronik kayıtlar yerine maddenin ya da homeopatik ilacın kullanımının etkinliği arttırdığı görüşü hakimdir. Gerçek bir keman sesinin CD playerden gelen bir keman sesiyle karşılaştırılamayacak kadar zengin olması örneğindeki gibi... Gerçek frekans paterninin "dijital" ortama alınabilmesi fizikteki Plank sabitinin elverdiği kadardır.

ÖNEMLİ NOT … Bu sitedeki tüm yazılar Neosante'nin kurucusu Uzm. Dr. Ersal S. Işık tarafından oluşturulmuştur. İzinsiz alıntı yapılması açık olarak suç teşkil etmektedir. Bu sitede bahsedilen REZONANS TERAPİLERİ ile ilgili açıklamalar, hastalık tanımları ve vücudun enerji sistemiyle ilgili verilen bilgiler Dünya'da yayılmakta olan bir entegratif/holistik (tamamlayıcı/bütünsel) sağlık akımının yansımalarıdır. Ancak bu sayfalarda anlatılanlar klasik tıbbi yöntemler, tıbbi  tedaviler ya da tedavi önerileri değildir. Bu sayfaları okuyan herkesin bu sayfada yazılanların tıbbi bilgiler olmadığını; bunun yanında rezonans terapileri, biorezonans, Ondamed ya da Quitt Terapi, homeopati, elektrohomeopati, renk terapileri, bach çiçekleri ya da aile dizimlerinin de bir "TEDAVİ OLMADIĞI"nı ve "HERHANGİ BİR TEDAVİYE ALTERNATİF OLMADIĞI"nı bilmesi önemlidir. Bahsedilen yöntemler "tamamlayıcı ve destekleyici terapiler" kapsamında algılanmalıdır.